Ruhumun Komutanı Ben,Yüreğimin Efendisi Özgürlüktür Diyenlere
08 Nisan 2018 Pazar Saat 06:33
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Can Toprak

 ‘ İnsanlar için öleceksin

Hemde yüzünü bile görmediğin

İnsanlar için.

Hemde,

Hiçkimse seni buna zorlamamışken,

En gerçek şeyin,

Yaşamak olduğunu bildiğin halde,

Bu kadar sevilesi bir dünyada yaşadım diyebilmek için’

Tarihte olduğu gibi bir kez daha insanlığın kaderi saldırganlar ve buna karşı direnenler arasındaki mücadeleye endekslenmiştir. Afrin ismi ile özdeş hale gelen bu direniş, şimdiden tüm insanlığın bilincine kazınmıştır.  Napolyon,düşman orduları tarafında kuşatıldığında,’Paris düşerse ben yaşayamam diyerek, hayatını ve geleceğini bu şehrin geleceği,öz değerleri ve özgürlüğü ile özdeşleştirmişti. Benzer bir durum Stalingrad  örneğinde de yaşanmıştı. Şehir, faşist saldırganlarca kuşatıldığında sovyet halkı tümden ordu haline gelerek şehrini,onurunu,insanlığını ve tüm bunlarla kopmaz hale gelen özgürlüğünü savunmuştu.Faşist çete sürüleri Kobani’yi kuşatıklarında Kürdistan halkı da tarihteki tüm mücadele deneyelerini sentezleyerek , varlığını ortaya koyup, eşine ender rastlanan bir direnişle şehirini,onurunu,varlığını ve insanlığın ortak değerlerini savunmuş, korumuş.faşist saldırganlığı yenilgiye uğratmıştı. Şimdi aynı durum bir kez daha sömürgeci Türk devletinin barbarca saldırıları ve Afirin’deki halkların biçim değiştirerek süren direnişi biçiminde tekrarlanmaktadır. Barbar orduları tarihteki misyonuna yakışarcasına yıkmak,yakmak,işgal etmek,talan-yağma ve öldürmek için saldırıyorlar. Halklar ve kahraman evlatları ise ulusalarası merkezlerin kirli hesaplarına ve güç dengesizliğine rağmen gece demeden,gündüz demeden,durmadan dinlenmeden direniyor, insanlığın onurunu ve özgürlüğünü savunuyorlar. Saldırgan her zamanki gibi sömürgeci cellatlardır,direnenler ise  Afrin şahsında,komunal değerler sistemi ile özgürleşmiş,irade kazanmış Kürdistan halkıdır.

Şehirler içindeki insan toplulukları, onların kimlik, kültür, inanç ve kavgalarıyla anlam kazanırlar. Böyle kimlik edinirler.  Afrin bu gelişim diyalektiğinin en sembol ismidir. Afrin,bir tarihsel haksızlığa isyanın, tarih dışında tutulma politikalarına başkaldırının ve Mazlum bir halkın özgür vatan özlemlerinin somutlaşmış ifadesidir. Orada ağır bedellere rağmen yürütülen savaş bu gerçekliğin sonucudur. Afrin  Kürdistan halkının yüzlerce yıllık özgürleşme ütopyasının hem ete-kemiğe bürünmesi, hemde  bu yönlü büyük yaşam umutlarının somutlaşmasıdır. Sistem inşasında yaşanan ağır-aksaklıklara,iki adım ileri atmak için, bir adım geri atılmasına rağmen, Afrinde binlerce isimsiz kahramanın uğruna canını ortaya koyduğu,kanını akıtığı ve en acımasız saldırılara rağmen hayata tutunarak, yükseltikleri  özgürlük bayrağı dalgalanmaya devam ediyor.

sömürgecilik kötülüğü sıradanlaşıp, vahşi uygulamaları kollektifleştirdiğinde, insan onu tanımlamakta aciz kalır. Onu tanıımlayacak cümleler gizemini, kelimeler ve konuşma ise tılsımını yitirir. Felsefenin akılcılığı ,matematiğin derya gibi dehası ve edebiyatın gizem dolu cümleleri çaresizleşirler. Böylece kötülük güne,güneşe,güzel olana ve insana dair her şeye karşı bir yıkım aracına dönüşür. Kötülük,yıkım ve talan denilince Türk egemenlerinin akla gelmesi bu gerçekliğin sonucudur. Türk egemenlerinin tarihçesi kadar,  güncel uygulamalarıda, kanla,kıyımla,fetihle,yağmayla ve alçaklıkla örülüdür. Bu geleneğin gelişim ve büyümesinin mayasına kötülük vardır. Bu nedenle doğup- gelişirken döktüğü her damla kan,ellerini,yüzlerini ve sözlerini kirletmiştir. Toprağa,suya,havaya, sese,söze,yüreklere, özcesi hayatta ve hakikatte,hile,zulum,sömürü,kan ve irin bulaştırmıştır. Bu haliyle  Hitler,Musolloni ve Franko’ya esin kaynağı olmuştur. Toplumu akıldan yoksun hale getirilirip,kötülük ve cehaleti kollektifleştirerek,faşizimi sıradanlaştırılmıştır. Bu nednele yüz yıl önceki Ermeni soykırımına, güncelde Afrinden başlayarak Kürt soykırımını eklemek istenmektedir. TC, Rojava,Başur referandumu vb. örneklerde görüldüğü gibi nerede olursa-olsun Kürtlerin her türden özgürlük arayışına, kazanımlarına saldırmaktadır. Bu uğurda tüm imkan ve olanaklarını seferber etmektedir.

Bu nedenle tüm zeminlerde her araç ve yöntemle ona karşı koymak hem insan olmanın, hemde özgür kalmanın gereğidir. Afrinde hayat bulanlar tamda böyledir. Yöntem ve biçim değiştirilerek sürdürülen direniş konusunda hayatın kendisi hükmünü icra etmektedir. Bu nedenle  hangi dilde, ne söylense eksik kalacağı muhakaktır. Orada özgürlüğün komutasındaki yüreklerin ve adalet terazisi durumundaki vicdanların oluşturduğu hayat ve hakıkat her şeyden daha güçlü,değerlidir. Bunun tarih ve topluma karşı büyük bir  sorumlulıuk duygusu ile birleşerek özgürlük gücüne dönüştüğüne tüm insanlık şahitlik  etmektedir. Yaşam ve eylemin güçlü birlikteliği ise zaferin sıgortası haline gelmektedir. Bu nedenle Afrinde ve Kürdistanın dört bir yanında direnen,savaşanlar için oturup düşünmek, matematik hesaplarla zaman öldürmek, kaygılara düşmek, kuşkularla hareket etmek, herşeyi ölçmek, biçmek diye bir şeyin olmadığını dost-düşman her kes görmektedir.

 Savaşanlar için direniş ve ölümsüz kahramanlar daima özdeştirler. Çoğu özgürlük savaşçısı yıllarca direnir, savaşır ve bir günün kızıl şafağında, yâda gecenin zifiri karanlığında ansızın, zamansız ve hoşçakalın bile demeden sesiz-sedasız toprağa düşer. Sonrasında düzenlenen onca matem, yas, tören, söylenen öfkeli sözler,haykırılan keskin intikam yeminleri vb. gidiş gerçeğini değiştiremez. Afrin direnişinde her gün Heval Awesta Xabur  gibi  her biri dünyaya bedel yiğit Kürdistan evlatları toprağa düşüyorlar.  Yüreğimize basa-basa, bir hoşçakalın bile demeden çekip gidenler, geriden kalan yüreklere bir kor ateş olarak düşüyorlar. Bir boğucu hıçkırığa, bir cam kırığı yatağına dönüşen yüreklerimize ve kabuk bağlamayan, hep kanayan  yaralarımıza dönüşüyorlar. Gerçekleşen tüm bu gidişler, hep ansız,zamansız,vedasız ve erkendirler. Tamamı dünyanın fethine çıkmış ve kimisi daha ilk adımda vurulmuş,göklerin sonsuzluğuna gömülmüş, bu şahadetler öyle sarsıcı ,öyle yürek kanıtıcıdırki,çoğu zaman geride kalanlar için taşınması imkansızdır. Buna rağmann her toprağa düşen, göklerin sonsuzluğuna gömülenle bir parçamız ölse de şimdi yas tutmanın,kendini kahretmenin zamanı değildir. Devrimciler geçmiş, güncel ve gelecek sentezini doğru yaptıkları oranda başarır, intikam alırlar. Zaman -zemin, imkan demeden an’a cevap olduklarında Devrimcileşirler. Che Guevera ‘ dünyanın öbür ucunda yapılan bir adaletsizliğe karşı tepeden tırnağa öfke kesildiği’ oranda her dönemin devrimcisidir. Mazlum Doğan, tüm kalelerin düştüğü ve zifiri karanlığın egemen hale geldiği bir ortamda üç kibritle sömürgeciliği yenilgiye uğrattığı için tarihin akışını değiştiren öncü bir devrimcidir.  Komunal değerler sistemi ile donanları ise  hem şehadetlere cevap olma,büyük yurtsever Nuri Dersimi’nin halen kulaklarda çınlayan  intikam haykırışını yerine getirme,hemde yeni bir dünyayı kurma görevleri beklemektedir. Bu nedenle  yüz yıllık soykırım ve kıyımların hesabını sormak,Kobanide olduğu gibi toprağa düşenlerin anısına bağlılığın gereği olarak zafer bayrağını Afrin semalarında dalgalandırmak  her yurtsever için bir görev ve onur borcudur.

Can Toprak

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Solin Bahar
Henüz Yazı Eklenmemiş
Bahar Deniz
Henüz Yazı Eklenmemiş

ARAMA