Bir Önder Ve Bir Halk
11 Nisan 2018 Çarşamba Saat 06:30
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Genco Şengalî
Kendi ulusal kimlik değerlerinden uzaklaşmış, Türk ulus devletinin asimilasyonuna karşı direniş gücünü çok önemli oranda yitirmiş bir halkın yeniden kendisi olmaya başlaması, önder Öcalan’ın fikirleri ve mücadelesi sayesinde başarılmıştır.

Kuşkusuz ki bu realite daha çok Bakur Kürtleri için geçerlidir denebilir. Ancak Rojava Kürtleri de benzer bir asimilasyonu BAAS politikaları altında yaşıyordu. Benzer baskılar Rojava ve Bakur Kürtlerin benzer sorun ve tehlikelerle karşı karşıya gelmesine neden olmuştu. Dolayısıyla iki parçanın kurtuluşu da benzer mücadele yol ve yöntemleri ile gelişti, gelişiyor. İşte bundandır ki Suriye BAAS rejimi can çekişmeye başlayınca laik Kemalist soykırımcılığın günümüz temsilcisi Erdoğan’ın bu defa dinci ve milliyetçi soykırımcılıkla Rojava Kürtlerine saldırmaya başlaması gündeme geldi. Bu saldırı hem daiş çetesinin yapamadığını yapmak hem de “Suriye toprak bütünlüğünü koruyorum” diyerek aslında Suriye BAAS’ının imdadına gitmiş olduğunun itiraf edilmesidir.

Başur Kürtleri başlarındaki ağa, şeyh, aile ve diğer çıkar guruplarının siyasetlerinden ötürü maalesef ulusal birlik duygusundan ve ulusal irade olma bilincinden oldukça uzaklaştırılmışlardı. Son yıllarda Kürt özgürlük mücadelesinden aldıkları moral ve cesaretle bu handikabı aşmaya başlayınca referandum meselesinde de görüldüğü gibi Kürt halkının baş düşmanı Türk devleti bu parça Kürtlerine de saldırını artırmaya başladı. Son aylarda Bakur ve Başur sınır hattındaki Kürt köylerine saldırarak Başur Kürtlerine “ulusal birlik çizgisine girmeyin” mesajı vererek tehdit etmektedir. Kürt düşmanı TC ve başındaki çete başı katil, aralıksız üç parça Kürdistan’ı bombalamakta ve Kürt halkını katletmektedir. İçinde bulunduğumuz sürecin karakterinden kaynaklı Kürdistan parçalarının bir birini etkilediğini fark eden baş düşman fark gözetmeksizin Kürtlere teknik üstünlüğünü kullanarak bomba yağdırmaktadır.

  Doğu Kürdistan’daki İran sömürgeciliği de Türk sömürgeciliğinden aldığı cesaretle işleri ağırdan alarak zamana yaydığı asimilasyon politikalarını sürdürmeye devam etmektedir. Bu iki devlet Kürt düşmanlığında bir birini saldırtmaktalar.

Görüldüğü gibi dört parçada Kürtler benzer sorun ve aynı düşman tarafından tehdit edilmektedir. Düşman ve soykırım politikalarının aynılığı dört parça Kürtlerini de benzer tutum almalarına ve benzer gelişme sürecine girmesine de olanak yaratmıştır. Kürtler, güç ve imkanlarını her zamandan daha çok birleştirmeye de başlamıştır. Bu birliği sağlayan Kürdistan halk önderi Abdullah Öcalan’ın paradigmasıdır. Kürtlerin  varlığını patolojik bir biçimde kendisine ölüm bellemiş Türk devleti ve iktidarını Kürtleri katletmekle sağlama alacağını sanan çete başı katil, Kürtlerin  birliğini geliştirecek hemen her şeye saldırmaktadır. Dolayısıyla Kürt birliğine ruh veren ve birlik evinin mimarı önder Öcalan’a da saldırmaktadır.

Bir kaç gündür KCK yöneticilerinin açıklamalarından basına yansıdığı kadarıyla bir kez daha İmralı’da baskı ve işkenceler artmış, düşmanlık hukuku dahi çiğnenmeye başlamıştır. Bu baskılarında Efrîn işgali ile başlatıldığı belirtilmektedir. Bakur’da gerilla karşısında Rojava’da da YPG ve YPJ karşısında yenilen Türk devleti, önder Öcalan’a baskılarını artırmış görünüyor. 1999’dan bu yana değişmeyen bir kural olarak İmralı tecrit sistemini sertleştirerek Kürtlere, gerilla ve Kürtlere saldırarak önder Öcalan’a mesaj vermek yeniden devreye konulmuş görünüyor. Ancak bu defa ilerde değineceğim çok farklı bir tehlikeyi de içine barındırarak bu yapılmaktadır.

Kürtler önder Öcalan’ın halkıdır. Yani Kürtlük Öcalan düşüncesiyle yeniden dirildiği için bir birini tamamlayıcı ve bir birinden kopmaz iki olgudur. Önder Öcalan’ın fikirleri ve zor koşullarda kazandıran mücadele yöntemi olmamış olsaydı Kürtler 21.yya kalmaz yok olurdu. Bunun sosyolojik anlamı Öcalan demek milyonlarca Kürt insanın yeniden can bulması demektir. Dost düşman herkes bilsin ki önder Öcalan Kürtler ve Kürt özgürlük hareketi için tartışılmazdır. Zaten bu kadar önemli ve güçlü olduğu için ancak dünya sisteminin ağa babaları birlikte esaret altına alabildiler. Türk devleti hele hele Erdoğan ve AKP kendisini bir şey sanarak İmralı'da boyunu aşan şeylere girişirse Kürtler siyaset diplomasi gibi şeyleri bir yana bırakır halk deyimiyle “ortalık kan gölüne döner.”

İmralı sisteminin sorumluları bellidir.  Türk devleti önder Öcalan’ı kendi gücüyle esir almış ve bu sistemi kendisi oluşturmuş gibi bir havaya girerek, Kürt düşmanlığını daha değişik bir boyutta İmralı’ya da yansıtırsa tüm Kürtleri karşısında bulur ve nihayetinde kendisi zarar görür.

İmralı sisteminde Türk devletinin rolü gardiyanlıktır. Kürt sorununu Türk devleti ile çözmek isteyen önder Öcalan’ı etkisiz kılacak politik oyunlara başvuran ve Kürtleri küçük gören Türk devleti karşısında Ortadoğulaşmış Öcalan ve Kürt özgürlük hareketini buldu. Dolayısıyla kimin küçük olduğu ortaya çıktı. Kimin kimi etkisiz hale getirdiği görüldü. Bir kere bu tecrübeden dolayı önder Öcalan denilince başta Türk devleti tüm çevrelerin iyi düşünmesi gerekir.

Çok önemli ve dikkat çekici dediğim husus ise Efrîn işgal saldırısının başladığı günlerde Türk devletinin Ruslarla birlikte İmralı’ya gittikleri açıklamasıdır. Aslında en çok üzerinde düşünülmesi gereken gelişme budur. Türk devleti İmralı'ya  kendi boynuna tasma bağlamış Rusları götürerek kime ne mesaj vermek istiyor. Ben NATO’dan çıktım deme cesareti olmadığı için bu yolla İmralı sisteminin baş sorumlusu NATO’ya önder Öcalan üzerinden mesaj mı verilmek isteniyor? Yoksa Kürt sorununda bundan sonra Ruslarla görüşün benim bir şey yapabilecek iradem kalmadı mı demek isteniyor? Dünyanın her yerinde geçerli olan hukuk kuralarını çiğneyerek avukat ve aile görüşünü yasaklayan bir devlet hiç bir kanun ve hukukta yeri olmadığı halde Rusları ne amaçla İmralı'ya götürüyor? Kısacası ne demek istiyorsunuz?

Kürtler halk olarak sizin ne demek istediklerinize bundan sonra bakmayacak. Bunu bilesiniz. Kürtlerin  düşündüğü artık çok farklıdır. Kürtler için bir Efrîn öncesi bir de sonrası olduğunu bilin. Kürtlerin  “Türk kardeşleri” için de demokratik kültürleri gereği insandan sandıkları kimi devlet ve hükümetlere bakışı da Efrîn’den önce ve sonra diye ikiye ayrılmıştır.

Efrîn’den sonra başta Erdoğan AKP ve Türk devletine olmak üzere Kürtlerle bir biçimde ilişki ve çelişki içinde olan devlet ve hükümetlere karşı Kürt düşüncesi ve duygusu daha çok mücadele ve intikamdır.

Genco Şengalî

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

 

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Solin Bahar
Henüz Yazı Eklenmemiş

ARAMA