Kabile Devleti mi Faşist Devlet mi?
18 Eylül 2018 Salı Saat 11:01
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Kasım Engin

Erdoğan ismindeki faşist ne zaman ki birileri Türkiye cumhuriyeti devletini belki de daha doğru bir şekilde ifade edecek olursak Erdoğan ismindeki faşisti daralttı, zorladı, sarf ettiği ilk cümle ise; “biz kabile devleti değiliz” olmaktadır.

Biz kabile devletinin ne olduğunu bilmiyoruz, çünkü kabileler devletsiz yapılardır. Kabileler kendi içlerinde son derece adaletli, vicdanlı ve ahlakidirler. Ortakçıdırlar. Kendi içlerinde hırsızlık nedir bilmezler. Dayanışmacı yönleri son derece güçlüdürler. Kabileleri yöneten yapılar ise tekçi değildir, çoğulcu yapılardır. Öyle ki, her kabilenin mutlaka bir meclisi vardır. Ve esas karar gücü ise kabile meclisidir.

Özcesi, kabile bugünkü deyimle ifade edecek olursak, özü itibariyle son derece demokratik ve ahlaki değerlerle dolu bir yapılardır.

Şimdi sormak gerekiyor, siz kabile devleti misiniz yoksa faşist ve sömürgeci bir devlet misiniz? Kabile devleti olmadığınız ortada. Siz olsa olsa faşist bir devletsiniz. Sömürgeci bir devletsiniz. İşgalci bir devletsiziniz. Hırsız ve son derece ahlaki değerleri ayaklar altına alan bir devletsiniz. Vicdansızlığın da ötesinde vicdan düşmanı bir devletsiniz. Demokrasinin ise düşmanı olan bir devletsiniz.

Kabilelerde, kabile kurallarına göre olmayanlar kabile meclisi tarafından uyarılırlar. Kabilenin en fazla yapacağı eğer kabilenin kural ve kaidelerine daha doğrusu ahlaki ve politik değerlerine göre yaklaşım gösterilmemiş ise, kabilenin kararıyla, kabile dışı bırakılmasıdır. Yani kabileden atılmasıdır.

Ancak Erdoğan ismindeki kişiyi dinlediğimizde, onu bağlayacak bir meclisi yoktur. İhtiyarlar heyeti yoktur. Ona yol gösterecek güdüleri ile duygularının esiri olduğunda onu frenleyecek bir mekanizması da yoktur. Erdoğan ismindeki kişinin kabilelerde var olan demokratik denetim mekanizmaları yerine, şişirilmiş kocaman bir egosu ile ona uymayanları hizaya getirecek faşist ordusu ve polisi vardır. Hem de istediği zaman karşıtlarını linç edecek, kodese tıkayacak, para cezaları verecek, ağzını kapatacak, susturacak tarzda.

Örneğin en son doları kullanma kullanmama meselesine dönük, “biz kabile devleti değiliz. Ancak biz bugün fırsatçılık yapanları da fedakârlık yapanları da asla unutmayacağız, unutturmayacağız” diye bilmektedir.

Bir devletin,- hem de kabile devleti olmayan bir devletin -başında tek başına bulunan Erdoğan’ın unutmayacağı, unutturmayacağı acaba nedir? Ya da Erdoğan’ın sarf ettiği sözlerin anlamı acaba nedir?

Türkiye devletinin demokrasi konusunda tek bir kusurunun bulunmadığını böbürlenerek söyleyen Erdoğan ismindeki kişi, bugün alış verişini dolarla yapanları, yine yastık altındaki dolarları Erdoğan’ın istediği bir tarzda faizsiz olarak bankalara vermemesi durumunda, acaba yarın neyi yaşayacaklardır? Ya da Erdoğan hangi fedakârlıkları unutmayacak hangi fırsatçılıkları unutturmayacak? Ya da, bu sözlerin yaptırım gücü ne olacak diye soracağımız bir soruya vereceğimiz cevap herhalde, en hafif haliyle:

A-Bugün Erdoğan’a uyararak dolarlarını bozduranlar yarın kayırılacaklardır. Devletin çeşitli imkânlarından yararlandırılacaklardır. Bedavandan birçok şeyin üzerine konabileceklerdir.

B-Bugün Erdoğan’a uyararak dolarlarını bozdurmayanlar ise ilk elden devleti yıkma suçundan dolayı terörist muamelesi görerek cezalandırılacaklardır. Devletin resmi iş yerlerinde iş bulamayacaklardır. Devletin imkânlarını kullanmalarına izin verilmeyecektir. Ve tabi bir de görüldükleri her yerde linç yöntemleriyle üzerine üzerine gidileceklerdir.

Kabile devleti olmayan Erdoğan’ın devleti, sömürgeci-soykırımcı faşist yapı, işte tam da böyle bir devlettir.

Devlet bir aygıt olarak topluma karşı savaş halinde olan bir oluşumdur. İlk oluşumuyla birlikte toplumun değerlerine el koyma temelinde adım adım geliştirilen bu aygıt özü itibariyle tam bir çapulcu yapıdır. Toplumun değerlerine el koyma, gasp etme, çalma temelinde birileri tarafından geliştirilen, süreçle bazılarının sömürü aygıtı olarak vazgeçilmez hala getirilen bu yapı gerçek manada tam sömürü aygıtıdır.

Devlet böyle oluşmuştur. İlk mayası bu temelde atılmıştır. Halkın deyimiyle; katrandan olmaz şeker, olsa da cinsine çeker misali, sömürü üzerine kurulu olan bir yapıyı istenildiği kadar boyansın, şirin gösterilmeye çalışılsın, yine de sömürü çarkını temsil eden bir çarktır.

Türkiye cumhuriyeti devleti gibi son derece kanlı bir tarihe sahip olan bir devletin ise daha fazla böyle olduğu açıktır. Bu devlet yapısının Erdoğan’ın tekçi düşünce ve yaşam duruşuyla daha da geri ve faşizan bir hal aldığı ise açıktır. Devletin tekçi ve sömürücü olduğunu daha açık bir şekilde görmek istiyorsak, Erdoğan’ın kaçak sarayına bakmak yeterlidir. Yine çevresinin hangi yol ve yöntemleriyle hızla zenginleştiğini de bakılarak, devletin neme nem hırsız bir yapı olduğu da. Ya da en son 400 milyon dolar civarında bir maliyeti olan havada uçan saraya bakılabilir.

Bilelim ki, hiçbir kabile, kabilesi bu düzeyde zor bir durumdayken israf ve masrafta bulunmaz. Bulunamaz. Bulunamaz çünkü böyle yapacak olan bir kabile reisine ve kabile meclise, kabilenin kendisi izin vermez. Ancak faşist yapılar, tekçi ve diktatörlerce yürütüldükleri için, söyledikleri söz son söz ve tek sözdür. Aynen Erdoğan’da, Hitler’de, Musolini’de, Franco’da, Pinochet’te ve de Saddam’da olduğu gibi. 

Ve belirtelim ki, siz nerede kabile devleti nerede… 

Kasım Engin

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Solin Bahar
Henüz Yazı Eklenmemiş

ARAMA