Kasım Engin
Ganimet Olarak Görülen Halk Kürtler
27 Şubat 2018 Salı Saat 09:02
Gerçekler böyle olmasına karşı Kürtler, kendilerinin başkaları için birer ganimet olduklarını en fazla da 1988 yılında yüz yüze kaldıkları Enfal ile bilince çıkarttılar.

Enfal yani başkaları için kutsal savaşın ganimetleri olmak Saddam’ın 23 şubat 1988 yılında Kürtlere karşı başlattığı temizleme, yok etme, eritme, tasfiye ve soykırım harekâtının adı idi.

Evet, Kürtler Saddam’ın Kürdistan’ın güneyine dönük geliştirdiği soykırım harekatına verilen Enfal’den yola çıkarak, ganimet olmanın ne olduğunu görmüşlerdi.

Ancak tarihin bir çok safhasında Kürdistan’ı işgal eden tüm güçler hep bir şekilde Kürtleri kendilerine ganimet olarak gördüklerini, zamanında Qazi Muhammed’in ifade ettiklerinden de biliyoruz. Qazi Muhammed 31 mart 1947 yılında idam sehpalarına götürülürken Kürt halkına son sözlerini ve nasihatlarını yaparken, işgalcilerin Kürtleri birer ganimet olarak gördüğünü şu sözlerinde dile getirmişti: “Onların gözünde ne kadar Kürt varsa, isterse bunlar Müslüman da olsalar, suçludur ve günahkarlardır. Onların öldürülmesi ve imha edilmesi ise revadır.  Bizi kendilerine ganimet görülüyorlar. Size her zaman söyledim; yalancı ve hilekar düşman bir çok kere yalan ve hile ile büyüklerimizi tutuklamış, esir almış ve katletmiştir. Çünkü er meydanında onları alt edememiş, bunun için yalan ve dolana el atmışlardır” sözlerine, “Dolayısıyla ben sizin küçük bir kardeşiniz olarak Allah’ın yolunda, Allah’ın hatırı için size diyorum ki: Birbirinizi tutun, sırtınızı birbirinizden ayırmayın” diyerek sürdürmüş ve Kürtlerin birliğinin ne kadar zorunluğu olduğuna işaret etmiştir.

Enfallerle birlikte Halepçleri de hep birlikte yaşadık.  Halepçe de binlercesi ancak Enfallerde ise yüzbinlerce Kürt’ün ölümüyle yüz yüze geldik. Nedeni hep ganimet olarak görülmelerinden. Ve tabi bir olmamalarından, ortak bir cephede bir araya gelememelerinden. Ortak bir platformda Ulusal Birliklerini oluşturmamalarından.

Ve dikkat edersek, Kürt halkının yaşadığı katliamların hep iki ayağı olmuştur. Bir işgalcilerin baskı ve saldırıları, diğeri ise bu saldırıları boşa çıkarabilecek olan ortaklaşmayı yaratamamalarıdır. Ne zaman ki Kürtler bir olmadılar, hep darbe yediler. Ancak ne zaman ki Kürtler bir oldular, mutlaka bir yolunu bulup başarıyı sağladılar.

Kobane’de eğer Kürtler DAİŞ çetelerine karşı başarı sağlamışlar ise bunun bir nedeni yüzde yüz -az da olsa -ortak hareket etmeleri olmuştur. Ve eğer Kerkük’ü koruyamamış isek bunun da nedeni birlik yaratılmamasından olduğunu söylemek ise yanlış olmayacaktır. Nedenleri ve gerekçeleri ne olursa olsun, Kerkük’te bir araya gelememek, bir olamamak, birleşememek-onca farklı bakışa rağmen- bunu yapamamak kaybettirmiştir. Peşmerge gibi onca tecrübesi ve savaş kapasitesi olan bir gücün hemen aynı gün Kerkük’te ve diğer alanlardan geri çekilmesi, Irak rejimine bırakması, Peşmerge’nin savaş azmi olmadığından değil. Tekniğinin az oluşundan hiç değildir. Esas olan parçalı duruş olduğunu, olup bitenlerden sonra basına yansıyanlardan biliyoruz.

Her iki örnekten de çıkarılacak dersler vardır. Ancak esas alınması gereken tecrübe hangisi olması deniyorsa, hiç şüphe yok ki Kobane’de ortaya çıkan ortak duruşu esas almamız gerektiği açık değil midir?

Eğer Kobane’de ortaya çıkan duruşu esas alacak isek o zaman Afrin’de yapmamız gereken de bu olmalıdır. Bugün Afrin’de TC devleti Erdoğan ismindeki Yeşil Türkçü Faşistin eliyle bir Enfal’i planlıyor. Planlamıyor. günlük olarak uygulamaya koyuyor. Hep Afrin’i bombalayarak coğrafyasını tahrip ediyor, onca saldırıyla Afrin’in ekolojisini değiştiriyor hem de Afrin’i boşaltarak demografyasını değiştirmeye çalışıyor. Bunların tümü soykırım suçu olarak bilinse de, bu soykırımı durduracak ve durdurabilecek olan sadece ve sadece Afrin direnişinin düzeyi olacaktır. Enfalden geçip geçmemek Afrin’deki direnişin niteliğiyle bağlantılıdır. Direniş ne kadar görkemli olursa, faşistler o kadar erkenden Kürdistan’da çıkartılacaklardır. Direniş ne kadar düşük olursa, işgal o kadar fazla uzayacaktır.

İşte tüm bu gerçekleri bilerek, bir Enfal gününde bir daha Enfale uğramamak için, öncelikli olarak her cepheden bir olarak, birleşerek, Ulusal Birliği yaratarak cevap olunabilir. Ardından ise bu Ulusal Birliği ruhuna denk olarak Kürdistan’ın her cephesinde gençlerin, Afrin direnişine katılmak için Afrin’e akmalarıyla olabilir. Ve tabi dünyanın neresinde olursa olsun her bir Kürt doğal bir Afrin savunucusu olursa, bunu uluslar arası alana yayarsa, tam bir Kürdistan sevdalısı olarak bir diplomatı, gazetecisi, artisti, sanatçısı, aydını, ekolojisti, feministi, sporcusu olursa, Enfallere karşı görevlerini yerine getirmiş olabilir.

Evet,  “Halepçe soykırımına kadar, dünyanın vicdanı Kürdistan’ın trajedisi karşısında kör, sağır ve dilsizdi. Alaska’da buzlar arasında sıkışıp kalmış bir balinanın kurtarılması, “iyi yürekli medeniyet”in gözyaşı oluyordu. Televizyonlar, basın sıkışmış balinanın hallerini anı anına bize duyuruyordu.  Ama dünyanın bu köşesinde, bir halkın soykırıma uğramasından kimsenin haberi yoktu” durumuna düşmemek için yeniden daha güçlü bir şekilde birlik, birlik, birlik diyoruz.

Eski Enfallerde yaşamını yitirenleri yad ederken, bir daha bu topraklara Enfallerin bulaşmaması umuduyla... 

 

Kasım Engin

 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

 

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html